26.06.2017 - Kırşehir Portalına Hoşgeldiniz

Kırşehir

Kırşehir
Reklam
Nüfus
223498
Yüzölçümü
6665,00
Rakım
985,00
Plaka Kodu
40
Telefon Kodu
386

Bilinen 5.000 yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan Kırşehir, Hititler döneminde Akua Saravena (Su Şehri), Persler döneminde Katpatukya (Kapadokya-Güzel Atlar Ülkesi), Roma döneminde Makissos, Bizans döneminde Justinianapolis ve Anadolu Selçuklu döneminde Gülşehri adını almıştır.Kırşehir, tarihte yeniden canlanışını, Anadolu Selçuklularına borçludur.Özellikle XI. yüzyıldan sonra Kırşehir’in İlim ve güzel sanatlar dalında büyük bir ağırlığı olduğu gözlenmiştir. 1243’de yapılan Kösedağ Savaşı’ndan sonra Moğollar, Anadolu’ya hakim olmuştur. Bu dönemde Kırşehir’e Vali olarak atanan Cacaoğlu Nureddin, Moğollara karşı barışçı bir siyaset güderek Kırşehir’i bayındır bir duruma getirmiştir. Bu dönemde Kırşehir, Türk Kültür Merkezlerinin en önemlilerinden biri hâline gelmiş olup, Türk dilinin öncüsü Aşıkpaşa, Gökbilim Medresesinin kurucusu Cacabey, Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evran-ı Veli, Süleyman Türkmani, Ahmedi Gülşehri, Hacı Bektaş-ı Veli gibi Türk İslam şair, düşünür ve mutasavvıflarını yetiştirmiştir. Taptuk Emre ve Yunus Emre’nin de Kırşehir ve çevresinde yaşadığı gözönüne alınırsa, bu gönül erenlerinin Moğol İstilasına karşı koyarak Türklüğün Anadolu’ya yerleşmesini sağladıklarını görmekteyiz. Daha sonra Kırşehir, çeşitli beyliklerin egemenliği altında sık

sık el değiştirmiştir. Son olarak Kırşehir, II. Murat zamanında tam ve kesin olarak Osmanlılar yönetimine girmiştir. Kırşehir, XIX. yüzyılın ortalarında önemini yitirmiş, yollar üzerinde küçük bir durak yeri olmuştur. Konya eyaletine bağlı bir sancak olan Kırşehir, XIX. yüzyılın ikinci yarısında önce Konya vilayeti Niğde Sancağı’na bağlı bir kaza, sonra da Ankara vilayetine bağlı bir sancak durumuna getirilmiştir. Milli Mücadelede, devletimizin kurucusu ATATÜRK’e 5 gün ev sahipliği yapan Kırşehirliler, Kurtuluş Savaşı’nda da kendisine düşen görevi yapmış, 210 şehit ve 87 gazi ile bunu kanıtlamıştır.

1924’de il olan Kırşehir, 1954 yılında ilçe yapılarak Nevşehir iline bağlanmış, 1957’de yeniden il olmuştur. Halen 6 ilçesi, 223.498 nüfusu ile her gün daha da gelişen Kırşehir, geleceğin kültür, turizm ve sanayi merkezi olmaya aday bir kent konumundadır.

Kırşehir Valiliği. (2013). Kırşehir Kent Rehberi.

Enlem
39,150713
Boylam
34,159669
Özel Konum
Kırşehir
Akçakent
AKÇAKENT Akçakent 1884 yıllarında Kafkasya’dan göç eden Çerkes göçmenler tarafından kurulmuştur. İlk gelen 12 aile Akçakent’in 1 km Kuzey’inde bulunan Eskiyurt mevkiine yerleşmişlerdir. Yerleşilen yerin engebeli ve dere yatağı olması nedeniyle bu yer beğenilmemiş ve daha sonra gelen 70 hane ile birlikte şimdiki yerleşim yerine taşınmışlardır. Akçakent’in ilk iskânında bu yerleşim yerine “yeni şehir” anlamına gelen Şehricedit adı verilmiştir. 1909 yıllarında çevrede yaygın olan sıtma hastalığının tedavisinde, Akçakent’in suyunun ve havasının iyi geldiğine inanılarak sıtma hastalarının Akçakent’e geldiği ve şifa buldukları söylenmektedir. Bu sebeple halk arasında “Sıtma” adı yaygın olarak kullanılmaktadır. İlçemiz Hacıfakılı köyünde bulunan ve geç Bizans dönemine ait olduğu tespit edilen kilise kalıntısından da civar köylerde yerleşik yaşamın daha öncelere dayandığı görülmektedir. 20 Şubat 1965 tarihinde Şehricedit Köyü’nün adı Akçakent olarak değiştirilmiş ve Bucak Merkezi haline getirilmiştir. Akçakent, Çiçekdağı İlçesi’ne bağlı bir Bucak Merkezi iken, 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 Sayılı Kanun’la ilçelik statüsü kazanmıştır.
Akpınar
AKPINAR Malazgirt Savaşı’ndan (26 Ağustos 1071) sonra Anadolu Selçuklularından Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Kırşehir ve yöresini ele geçirmiş, ardından Oğuzların bazı boyları buraya yerleşmiştir. XII.yüzyılda kısa bir süre Danişmentlilerin eline geçen yöreye yeniden Selçuklular hakim olmuştur. Selçuklu hükümdarı II.Kılıçaslan 1186’da devletinin topraklarını on bir oğlu arasında paylaştırmış, Kırşehir ve yöresi de Muhiddin Mesud’un payına düşmüştür. Ancak kardeşi Rukneddin Aslan Konya’yı ele geçirmiş, Ankara ve Kırşehir’i de kendisine bağlamıştır (1203). Timur’un Ankara Savaşı’nda (1402) Yıldırım Beyazıt’ı yenmesi üzerine Karamanoğullarına verilen Kırşehir, II. Murat döneminde (1402-1451) kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Osmanlı döneminde bir köy olan Akpınar, Cumhuriyetin ilanından sonra, aynı statüde devam etmiş, 1987 yılında ilçe konumuna getirilmiştir. Akpınar’ın kuruluşu 400 ile 430 yıl evveline uzanır. Akpınar’ın kuruluşu iki aşiret ile başlar. Akpınar şu anda bulunduğu yerin 4 km kuzeyinde Eldelek Boyalık köyünün yakınında bulunan İkiz tepe bölgesinde yaşayan Yörükoğulları aşireti ile yine Akpınar’ın 5 km güneyinde bulunan Gedemen bölgesindeki Tek Höyük’te oturan İmamoğulları aşiretinden meydana gelmiştir. İmamoğulları’nın Yörükoğullarından kız kaçırmaları ile iki aşiretin arasında gerginliğe neden olur. Her iki aşiret arasındaki bu gerginliği önlemek için, civar yerlerdeki aşiretlerin girişimleri ile iki aşiret arasında anlaşma sağlanır. Bu duruma şöyle bir çözüm bulurlar. Yörükoğulları aşireti reisinin oğlu ile İmamoğulları aşireti reisinin kızını evlendirmeye karar verirler. Her iki aşiret aralarında kız alıp vererek akraba olurlar. Bir gün aşiretler birbirlerini giderlerken ortalarında bulunan eski Akpınar’ın bulunduğu sulağın başında bir araya gelirler ve sulağın başında toplanırlar Aşiretlerin bulunduğu yerleşim yerlerinin arası uzak olduğundan Meskenlerimizi buraya yerleştirelim diye karar alırlar. İmamoğulları aşireti sulağın kuzey kısmına, Yörükoğulları ise sulağın güney kısmına yerleşirler ve köye ad vermeye karar verirler. Sulağın başında toplandıkları için Sulağı beyaz oyma mermer taşlarla çeşme haline getirerek bu yerin adına (AĞPINAR) Akpınar adı verirler. Aradan geçen zaman süresinde bu yere değişik yerlerden yeni kabineler de gelerek beraberce nüfuslarını çoğaltarak gelişmişlerdir.
Boztepe
BOZTEPE İlçe merkezi çok eski bir yerleşim yeri olmasına rağmen şimdiki yerine 1700 lü yıllarda yerleştiği bilinmektedir. 1699 yılı ve bu yılı takip eden zaman dilimlerinde, Kız Melik, Çanakçı, Kırşehir Sancağı, Köçekli, Yetikli, Kösefakılı, Korkorlu, Tokat, Zile, Aydın İli ve daha değişik yerlerde yaşayan Yörükler bu günkü Boztepe olan yerde yoğunlaşmıştır. İlçe’de halkın “Kale” dediği, 210 m. Çapında ve 17 m. yüksekliğinde, M.Ö. 3000’den M.S. 1400 yıllarına kadar yerleşim gördüğü tespit edilen bir höyük yer almaktadır ki, Boztepe adı, yaşlıların anlatımlarına göre bu höyüğün “Boz”luğu ile ilgilidir. Boztepe 1938 depreminde oldukça büyük zarar görmüş, gelişmesi bir süre duraklamıştır. 1950 li yıllarda yeniden gelişmeye başlayan Boztepe 1960 yılında belediyenin kurulmasıyla kasaba olmuştur. Belediye kurulduktan sonra sürekli gelişen ve şehirleşen Boztepe 09.05.1990 tarihinde kabul edilip 30.05.1990 tarihinde yürürlüğe giren 3644 Sayılı 130 İlçe kurulması hakkındaki kanun ile İlçe olmuştur. Bir kasaba ile 13 köyü bünyesine alarak 2 Eylül 1991 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.
Çicekdağı
ÇİÇEKDAĞI Çiçekdağı 1845 yılında Boyalık adında bir köy iken Yozgat’ın Kızılkoca ve Sungurlu’nun Selmanlı Bucağına bağlı kalmış,Sultan Mecit saltanatının son yıllarında Mecidiye adı ile Yozgat’a bağlı bucak olmuştur. 1855 yılında Mecidiye bucağı ilçe olarak örgütlenmiştir.1910 yılında ilçe sıfatı kaldırılmış Kırdök köyü ilçe olmuş ve buraya bağlanmıştır.Mecidiye 1912 yılına kadar bu ilçeye bağlı kalmıştır. 1912 yılında yeniden ilçe olmuş ,1914 yılında ise ilçe teşkilatı Mucur’a kaldırılmıştır. 1915 yılında tekrar ilçe haline getirilmiştir.1930 yılında ilçenin adı değiştirilerek Çiçekdağı olmuştur.
Kaman
KAMAN 1913 yılında bucak merkezi ve Belediyelik olan Kaman,01.09.1944 yılında Kırşehir İline bağlı ilçe iken 20.07.1954 tarih ve 6429 sayılı kanun ile Kırşehir İli’nin İlçe haline dönüştürülmesi nedeni ile Kaman İlçesi de Ankara İline bağlanmıştır.Üç yıl sonra yani 01.07.1957 de yürürlüğe giren 7001 sayılı kanunun ile tekrar İl statüsü verilen Kırşehir İli’ne bağlanmıştır. Bazı kaynaklara göre Kaman isminin Türklerin ilk dini olan Şamanizm’den geldiğini belirtseler de,kelime olarak düşünüldüğünde “Şaman” gök anlamına gelir.Şaman kelimesi Türk dünyasında “Kam” şeklinde kullanılmakta sonuna –en(an) eki olarak kullanımı söz konusu değildi.Bununla ilgili yayınlanan eserler bu görüşü reddetmeseler de “Kam” kelimesini –en(an) alamayacağı için değişikliğe uğrayarak “Kaman” ismi almasını uzak bir ihtimal olarak görmektedirler.yine bazı kaynaklara göre ise Kaman isminin M.ö.1200-2200 yılları arasında Kızılırmak kavisi içerisinde yaşamış olan Etiler (Hititler) den sonra kurulmuş olan Geomagen (Kumanlar) kavminden geldiği şeklindedir.Bu Türk ırkından gelen kavmin Kayseri yakınlarında “ova” anlamına gelen “Komana” şehrini kurdukları ve bu şehir isminin zamanla değişikliğe uğrayarak Kaman ismini aldığı şeklindedir. Oğuzların çeşitli kolları gelerek Kaman’ın köylerinin temellerini atmışlardır.Kaman’daki köylerin adları incelendiğinde de Oğuzlar’la yakın ilişkisi olduğu anlışılmaktadır. Kaman İlçesine 8 km uzaklıktaki Çağırkan Kasabası sınırları içindeki Kalehöyük’de 1986 yılından beri Kültür Bakanlığımız ile Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi adına Japonlar tarafından yapılan kazılar hala devam etmektedir.Bu kazılardan elde edilen tarihi eserlerden de Kaman ve yöresinin M.ö.3000 yıllarına giden bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ